Doğu Anadolu`da Modern Kaz Yetiştiriciliği
su kaynakları bakımından kendine yeterli olan ülkemiz , budala okunuşu lazımlık yetiştiriciliğine son mertebe elverişlidir. budala yetiştiriciliği genellikle kars , erzurum , ağrı ve van gibi doğu vilayetlerimizde yapılmaktadır. yapılan kaz yetiştiriciliği tamamen köy koşullarında olup , sadece ailenin kendi et ihtiyacının bir kısmını karşılamaya yönelik olmaktadır.
hayvansal kaynaklı protein tüketiminin arttırılması ucuz üretim ile olasıdır. kanatlı etleri ise bu bakımdan ucuza mal edilebilen hayvani 1 protein kaynağıdır. su kaynakları bakımından kendine yerinde olan ülkemiz , kaz ve badik yetiştiriciliğine nihai derece elverişlidir. ülkemizde yapılan budala yetiştiriciliği de genellikle kars , erzurum , ağrı ile van gibi şark vilayetlerimizde yapılmaktadır. yapılan kaz yetiştiriciliği külliyen köy koşullarında olup sadece ailenin zat tike ihtiyacının sadece kısmını karşılamaya yönelik olmaktadır. bu yüzden kaz eti satarak bundan para kazanan üreticiye rastlamak pek mümkün değildir. gücün sınai anlamda yapıldığında bir kazanç söz konusu olabilir.
kazcılık dünyada ile ülkemizde kanatlı yavrulamak yetiştiriciliği içerisinde son sıralarda yer almaktadır. bunun başlıca nedeni , kazların üreme yeteneklerinin öteki kanatlılara bakarak geri olmasıdır. ülkemizin , 1999 die verilerine göre kaz varlığımız 1.641.845 adettir.
kazların ticari değeri hasıl verimleri ortada semiz , karaciğeri , yağı ve tüyü sayılabilir. zati düşük olan yumurta verimleri ise şimdilik sadece kuluçkalık namına kullanılmaktadırlar. budala semiz yüksek besleyici değeri yanında düşük yağ ve kolesterin içeriği bakımından dimdik bir et türü olup , çeşitli yemekleri yapılabilmektedir. budala etinden sucuk da yapılmaktadır hatta kaz ciğeri ülkemiz için henüz önemli olmasa da dünyada sevilerek tüketilen ve lüks lokantalarda kıymetli bir ekmek olarak yerini almaktadır. mesela avrupa ülkelerinden fransa`da budala ciğerinin önemi yetişkin olup , polonya , macaristan , israil ve rusya kabilinden ülkelerden budala ciğeri ithal etmektedir. bunun dışında kaz yağı münhasıran kars okunuşu çevresinde köy halkının kışlık yemeklik yağ ihtiyacını karşılamaktadır. genellikle kasım-aralık aylarında ılk kardan kısa bir izlemek ahir havaların soğumasıyla birlikte damızlıklar hariç tüm kazlar kesilir. yonga kazların semiz , hasım , karaciğeri , tüyleri , baş , basamak ile barsakları da değerlendirilmektedir. budala tüyü , yastık , denk , ırmak ve minder yapımında kullanılan kıymetli bir kez dolgu malzemesidir. bundan başka , baş ile ayaklar bile haşlanarak gaga ve derileri soyulduktan , barsaklar da temizlendikten sonra pişirilerek yenmektedir. kazların elden takkadak her bir taraf değerlendirilmektedir. yalnızca ülkemizde kaz ürünlerinden varlık kazanıldığı söylenemez. çünkü kaz yetiştiriciliği top aile yetiştiriciliği şeklinde okunuşu göreneksel bazda yapılmaktadır. bunun nedenleri arasında; ülkemizin tek yöresinde endüstriyel anlamda kaz yetiştiriciliğinin yapılmaması okunuşu kazlarımızın verimlerinin çok düşük olması sayılabilir. bunun için de ıslah çalışmalarıyla verimli hayvanların üretilmesi şarttır. kazları diğer kanatlı kom hayvanlarından ayıran bazı önemli özellikleri vardır.
a. otlatılabilmeleri: kazlar iyi otlatılabilen hayvanlardır. bu sayede ağızotu giderlerinden %30 kadar tasarruf sağlanabilmektedir. diğer taraftan kazlar çimleri en kısa kesen hayvanlardır okunuşu hemen sadece tüm hayatlarını çayırlar üzerine geçirebilirler. su kanatlıları sınıfına girseler dahi , su sıfır yerlerde de yaşamlarını sürdürebilmektedirler. kazlar , birinci haftadan ıtibaren çayırlarda otlayabilirler. ancak kuru otların olduğu meydanları sevmezler. çayırların kalitesine okunuşu kazların büyüklüklerine bağlı olarak , bir kez dönüm çayır 20-40 budala için yeterli gelmektedir.
b. yabancı esrar mücadelesinde kullanılabilmeleri: kazların belki de diğer hayvanlardan en ayırt edici okunuşu ilgi çekici yanı bitki tarımında yabancı otla mücadelede kullanılabilmeleridir. kazlar , genç yamyam otları tanıyarak , mahiyet bitkilere dokunca vermeden yerler. böylece kazlar zirai çare kullanmadan endüstriyel bitkilerin yabancı ot mücadelesinde tarlalarda kullanılabilirler. bu arada toprağa azıcık dane olta serpilmesi hayvanların performansını artırır.
c. dayanıklı olmaları: kazlar uygun bir şekilde barındırıldıklarında nadiren hastalanırlar. tavuklarda dava olan birçok hastalık kazlarda görülmez. tavuklarda %5-10 arası ölümler normal karşılanırken , kazların irtihal oranları %1-7 arasında olduğu bildirilmektedir. görülüyor ki kazlar çok pek hayvanlardır . kazlarda yapılan ıslah çalışmaları henüz tavukçulukta ıslahın sınırlarını zorlayacak kadar olmadığından kaç hastalığa dayanıklı olmaları doğaldır. burada mühim bir husus şudur; kazlarda iyileştirme çalışması yapılırken hastalıklara dayanıklılık özelliklerini kaybetmemelerine özen gösterilmelidir.
d. ekonomik olmaları: yetiştirilmeleri ve bakımları sair kanatlılara göre kolay okunuşu masrafsızdır. hastalıklara dayanıklı oluşları sayesinde derman masrafları ve vefat oranın düşüktür. çok dümdüz barınaklarda hatta zorunlu hallerde diğer hayvanların barınaklarının bir köşesinde çabucak barınabilmektedirler. civciv dönemlerinde biraz titizlik gösterildikten sonra bakımları kolay olup , hayatlarını sorunsuz olarak mabat ettirebilmektedirler. kazların hizmet ve yönetimleri ise diğer kanatlı hayvanlardan daha zor değildir.
a. işık ve aydınlatma: kuşkusuz ışık ve yumurta verimi ortada doğrudan bir bağlantı vardır. tenvirat , gün ışığına ek olarak , sabahın erken saatlerinde gün doğana kadar ile akşam ortalığın kararmasından gece saatlerine derecede 14 saati geçemeyecek şekilde her 2 ırkta da aynı süre tenvir yapılmıştır. bundan başka ışık yoğunluğunun kazların yumurta verimine önemli el yaptığı görülmüştür. 20 lux yoğunluk , 50 lux`den çok daha fazla yumurta verimi sağlamış olup , budala başına toplam yumurta verimi sırasıyla; 60.45 ile 51.93 adet olarak saptanmıştır. bundan başka normalde yılda bir dönem yumurtlama yapan kazların iyi ancak aydınlatmayla yılda iki periyot yumurtlama yaptıkları , okunuşu normalden 50 gündüz önce yumurtlamaya başladıkları bile saptanmıştır.
b. döl verimi , çiftleştirme ve suni tohumlama: kanatlı yetiştiriciliğinde sağlanacak faydalar büyük oranda değme dişi kazdan alınacak yavru sayısına bağlıdır. kazların damızlık mevsiminin (yaklaşık geçenek ayı başında) arz azından 1 ay öncesinden ıtibaren çiftleştirilmeleri gerekir. bir baba , duruma bakarak 1-5 çekici ıle çiftleşebilir. dinç erkek kazlar daha iyi çocuk verirler , fakat her iki cins genellikle 2-5 yıllık yaşlarda en iyi tenasül gücüne sahiptirler. dişi kazlar 10 , mert kazlar ıse 5 yıldan azıcık fazla damızlıkta kullanılabilirler. çoklukla bir eke erkeklerin çiftleşme performansları 1 ihtiyar dişilerden % 20 henüz yüksektir. bununla birlikte baba için yaş , her zaman söz konusu değildir. işveli damızlıklar ikinci yumurtlama yaşında olgunluğa ererler ve çıkış gücü bile normale ulaşır. bunun yanında iyi büyüyen ve nisan-mayıs aylarında kuluçkadan çıkan hayvanlar yeğleme edilir. erkek kazların bazıları tek eşli olmaya meylederler ve bu durum döllü yumurta sayısını düşürür. esasen az sayıda elde edilen budala yumurtalarının döllülük oranının mümkün olduğunca yüksek olması arzulanır. bu açıdan kazcılıkta suni tohumlama çok önemlidir. erkeklerden masaj ve suni vajen ile alınan tohumlarla 9 ıla 12 doğurgan tohumlanabilir. tohum , erkeklerden 2-3 günde sadece alınır ve dişiler değme 5 günde birleşik tohumlanır. seyreltici olarak , 100 ml damıtık suda 1.65 g sodyum glutamat , 0.57 g sodyum sitrat okunuşu 0.31 g glukoz ile hazırlanan çözelti kullanılırsa dölleme oranı % 85-96`ya ulaşmaktadır.
c. barındırma: kazlar genelde extansif yani açık alanda yetiştirilirler. çokça derecede soğuk ve fırtınalı havaların dışında yetişkin (6-8 haftalık) kazlar barınağa pek girmezler. soğuk bölgelerde tavuk kümesleri , açık sundurmalar veya ambarlar , kazlar karşı barınak olarak kullanılabilir. kaz kümeslerinin tabanına altlık olarak; saman , talaş , yonga yahut kuru ot serilebilir. bu altlık kesif sık karıştırılır ve ıslak ve çok kirli olan kısımları atılır. altlığın küflenmemesine dikkat edilir. hatta kazların barındıkları yerler kedi , kapik okunuşu farelerden mahfuz olmalıdır.
kazlar , hapishane yada kutulara , avluda fıçılara yuva yaparlar. bir yuvada üç dişi barınabilir. dişilerin zat yuvalarını seçmelerine izin verilmelidir. kazlar genellikle 6-8 hafta olduktan sonra kümeslere yoksulluk duymazlarsa da şiddetli soğuklarda ıslak kalırlarsa zarar görebilirler.
d. kuluçka ile palaz bakımı: yumurta cem günde 2 kez yapılır ve bilhassa dargın havalarda 13oc`de en fazla bir hafta depolanmalı ve 37 , 5oc`de %75`lik eş nemde kuluçkaya bırakılmalıdır. her tarih 90 radde öne ve arkaya çevrilmelidirler.
genelde uygulanan gurk yönteminde yumurtalar önce iki hafta süreyle kuluçka makinesine konduktan sonra balaban tavuk , hindi veya budala gibi hayvanların altına konur. bir tavuğa 4-6 , bir aptal veya ördeğe 10-12 , bir kaza ise10-20 yumurta konulabilmektedir. ayrıca kuluçka bölmesi yeterli genişlikte ve yumuşak altlıklı olmalıdır. kuluçkaya yatırılan hayvanların ulaşabilecekleri mesafede yeterli yem ve su bırakılmalıdır. kuluçka süresince yumurtalara 17. günden ıtibaren sutaş püskürtülür okunuşu soğutulur. bu işlem teneffüs metabolizma yoğunluğu , embriyo gelişmesi ve yumurta plazma kullanımı üzerine yapıcı etkisi sonucu , çıkış gücü %82`ye kadar yükseldiği görülmüş tür. yapılan bir çalışmada kaz yumurtalarının kuluçka randımanı %80.9-75.8 arasında saptanmıştır. gurk süresi , kanada ve mısır kazlarında 35 gün , diğer ırklarda 29-31 gündür. kuluçkada nem ve dönem tavuktan biraz fazladır. yapay asıl makinalarında ısıtıcı olarak infrared lambalar kullanılmakta ve yerinde ısı sağlanabilmektedir. kuluçka sıcaklığı 37oc civarında tutulmalıdır. daha bilahare kuluçkanın bitimine doğru 30oc`ye dek düşürülmeli yumurtalara su serpilmelidir. har havalarda palazların dışarı salınmaları iki hafta erkene alınabilir.
e. yemlik , suluk: yemlikler ağızotu saçımını önleyecek , suluklar da kazların salt giremeyecekleri ve suyu dökemeyecekleri şekilde tasarlanırlar. birleşik otomatik suluğa başlangıçta 100-200 , bir yemliğe de 125 adet badik hesaplanır. bu miktar çevre sıcaklığına ve hayvanların büyüklüklerine sınırlı olarak değişir okunuşu hayvanlar 6-8 haftalık oluncaya kadar 2`şer kat artırılır.
f. besleme: kazlara pelet , ezme yahut dane namına yem verilebilir. kazlar çeşitli besleme ile yetiştirme programlarına basıcı tutulurlar. bunlardan birincisi; ılk iki hafta boyunca tevessül yemi sonra çayır otu ve dane olta verilerek beslenirler ve 18 hafta sonra pazarlanırlar. diğeri ise; büyüme periyodu boyunca sınırlı kadar amade yem verilerek yapılan beslemelik ile 14 hafta sonra pazarlanırlar. bir diğeri ise; yüksek enerjili yemle karaciğer besisidir. bundan başka faziletli döl verimi bağışlamak için damızlık besisi yapılır. yemler ön 3 hafta ayrılmış %20-22 , 3. haftadan bilahare ise % 15 protein içermelidir. öğütülmüş yada dane yemler ya ayrı ayrı yada yarı yarıya karıştırılarak verilebilirler. 3 haftalık yaşta %60 toz , %40 dane yem verilebilir. pazarlama yaşına kadar ıse bu oranlar tam tersi şeklinde uygulanır. otlaktan dönen kazlara kümeste veya avluda az gün süreyle dane yem verilmezse kazların vahit dahaki otlamaya çıkarıldıklarında kümese dönmedikleri ile arazide kaldıkları gözlenmiştir. buğday , tahıl , arpa ve darı çeşitli karmalarda dane yem olarak kullanılabilir. buğday okunuşu rüşvet tay oranlarda olmalıdır. 6 haftalık olduklarında sadece mısır bile verilebilir. grit tanecikleri kazların nema periyotları boyunca yemlerinde serbestçe kullanılabilir. kazlar için özel yem bulunmazsa aynı yaşlardaki tavukların yemleri kullanılabilir. kazların beslemesinde kullanılabilecek örnek yem rasyonu tablo 1`de , gıda madde gereksinimleri ise yaşanan 2.`de sunulmuştur.
kazcılık dünyada ile ülkemizde kanatlı kızışmak yetiştiriciliği içerisinde nihai sıralarda mevzi almaktadır. bunun başlıca nedeni , kazların üreme yeteneklerinin diğer kanatlılara göre aptal olmasıdır. dünyada kaz yetiştiriciliği bakımından politik ülkelerden olan çin`de 1985`de 150 milyon adet vaki kaz sayısı 1999`da 600 milyon gibi birleşik sayıya nail olması kaz yetiştiriciliğinin öneminin bu ülkede giderek arttığını göstermektedir. ülkemizin ise , 1999 die verilerine bakarak budala varlığımız 1.641.845 adettir. kimi muayene sonuçlarından elde edilmiş kazların haftalara göre canlı ağırlık ve yem tüketim verileri tablo 3. de sunulduğu gibidir. yaşanan 3`den de anlaşılacağı neredeyse kazlar mera`ya mebni beslendiklerinden yem masrafları oldukça düşüktür. kazlar üzerine yapılan çalışmalar henüz diğer kanatlılar kadar yeterli değildir. kaz ırklarına göre verimleri de hayli çeşitleme göstermektedir.
a. canlı kalın , et ve yağ verimi: kaz ırkları arasında çeşitli istenilen ölçütleri bakımından bayağı geniş farklılıklar vardır. tablo 4.`e bakarak kesim çağında canlı ağırlık bakımından en az 1.9 kg ile dişi mısır ırkı hak , en yüksek canlı ağırbaşlılık ise 11.7 ve 11.6 kg`larla tuluz ve embden kişi kazlarında saptanmıştır. diğer taraftan sıcak karkas ağırlığı bakımında 2.68 kg ve kars yerli dişi kaz en düşük; 4 , 97 kg ve rhenish kazı ise en yüksek sıcak karkas ağırlığına sahip oldukları bulunmuştur.
tavuk ve hindilerin mide yağları insan beslenmesi için kullanılası istenmezken , kaz yağı özellikle soğuk bölgelerde köy insanının beslenmesinde mühim birleşik besin maddesi olup , kazlardan elde edilen verimler ortada mühim bir yer tutmaktadır. yağ bakımından ise , 175 g ıle kars yerli erkek kazı en düşük , 444 , 56 g ile kars beyaz mert kazı en ali değere sahip bulunmuştur. bir başka çalışmada , kazların 113-150. günlerde canlı ağırlıklar 5.40 ile 6.50 kg arasında olduğu saptanmıştır. bir çalışmada , landes ve poland kaz civcivleri 83-112 g`lık hareketli ağırlıklarını 25 haftada müfrit beslemeyle dinamik ağırlıkları 8.540-8.770 kg`a ulaşmışlar ve bunlardan 7.39-7.50 kg arasında karkas , 178-326 g arasında da sine hitit elde edilmiştir. kaz etinde bir kokunun bulunduğu halk ortada yaygın yalnız kanıdır. değme hayvan etinin kendine has bir kokusu vardır. evcil kazların etlerinin kokusu da ahali ortada abartıldığı derecesinde olmayıp , hayvanların kendine mahsus kokularından başka aynı kahrolası değildir. sadece bataklık yerlerde otlayan hayvanların etlerinde bir bataklık veya toprak kokusu hissedilmektedir.
b. kaz karaciğeri: kaz karaciğeri sevilerek tüketilen kıymetli bir yiyecektir. uykuluk ağırlıkları bakımından levha 4`de 63.5 g ve en sakıt kars kadın kazı , 111 g ile de embden kazı en yüksek değere sahip bulunmuştur. kazlarda uykuluk büyüklüğü , kaz ırkına ve bakım-beslemeye göre değişmektedir. primitif koşullarda yerli kazlarımızda ortalama uykuluk ağırlığı 75 g kadardır. oysa fransa gibi kaz karaciğeri üstünde önemle duran ülkelerde bir kazdan elde edilen karaciğer ağırlığı 300-900 g ortada değişmektedir. fransa`da yıllık 900 ton civarında karaciğer üretildiği , bu miktarın yetmediği ve ithal edildiği bilinmektedir.
karaciğer büyütmesi üzerine yapılma kimi çalışmalarda beyaz ve gri kazları 8 sene boyunca canlı sıklet ve uykuluk ağırlığı bakımından seleksiyona bağımlı tutulmuşlar; salname 2.7`lik benzer genetik ilerleme ile 30.8 g`lık bir karaciğer ağırlığı artışı elde edilmiştir. ancak iri karaciğer elde etmek için esas olarak karaciğer besisi yapmak daha etkili sonuç vermektedir. kazları karaciğer besisine tabi tutarak 500g , 700g hatta 800g karaciğer elde etmek mümkündür.
kaz karaciğeri besisi , klasik olarak zorlamalı besi ve yapılmaktadır. bunun nispetle dalgalı uykuluk büyütme programları dahi uygulanmaktadır. kazların beyin kabuğuna ve hipotalamusa sonsuz düşük voltajda çarpıcılık uyarıları vererek karaciğer büyütmesini sağlamışlar , ancak sonuçlar zorlamalı beside olduğu kadar tatminkar olmamıştır. diğer karaciğer büyütme metodu ise yağca zengin yemlerle serbest yemlemedir. bu da ağırlık bakımından zorlamalı besleme kadar olmasa dahi gerçek yek karaciğer besisidir. başka bir çalışmada ıse yiyecek vitamin c katılmasının karaciğer büyüklüğü üzerine etkisi incelenmiş , 1. gruba 250 , ikinci gruba 500 ppm vitamin c verilmiş okunuşu sırasıyla 700 ve 600 g`lık karaciğer ağırlıkları elde edilmiştir çalışmalarında zorlamalı besiye ılaveten östrojen uygulamışlar okunuşu başlangıçta 100 g olan karaciğer ağırlığını 800 g`a çıkarılması başarılmıştır.
c. kaz tüyü: kaz tüyü yastık , minder döşek vb. yapımında aranan nitelikli bir dolgu maddesidir. kazlar kesilip yolunduktan aksi hâlde özellikle göğüs tüyleri hususi şampuanlarla yıkandıktan sonra kurtulup temizlenirler ile kullanıma amade ağıl getirilirler. yaşanan 2`de yer kayran yerli kazların tüy ağırlılıkları 210 g ile 275 , 3 g arasında bulunmuştur.
sonuç ve öneriler avrupa birliği`ne duhul sürecinde olan ülkemiz göre uygar budala yetiştiriciliği , tarımdan elde edilecek gelir bakımından önemi ortadadır. özellikle fransa yürütmek neredeyse birçok avrupa ülkesi mutfağında kaz eti ve ciğeri tüketimi önemli bir yer tutmaktadır. ayrıca yatak , yastık okunuşu yorganlarda kaz tüyü kullanımı da fazla yaygındır. ülkemizde yeni sınai anlamda budala üretimi olmadığından budala tüyü bile ıthal edilmekte okunuşu döviz kaybına neden olmaktadır.
kaz yetiştiriciliğinin geliştirilmesi hesabına alınması lüzumlu önlemleri sıralayacak olursak; 1.kaz mahsülleri (et , yağ , uykuluk , tüy) işlenme ve pazarlama organizasyonu kurulmalıdır. 2. evcil kaz varyeteleri üzerinde gerekli araştırmalar yapılarak seleksiyon ve akrabalı yetiştirme aracılığıyla (canlı ağırlık , uykuluk ağırlığı , yumurta verimi ve tüy verimi vb. konularında) üstün verimli genotiplerin elde edilmesiyle ileriki çalışmalarda ekin ırklarıyla melezlemeleri yapılmalıdır. elde edilen melez kazlar yetiştiricilere dağıtılmalıdır. 3. kaz yetiştiriciliği ile ilgili budala barınağı , alet okunuşu ekipmanların (kuluçka makinası vs.) , arzu eden yetiştiricilere temini hususunda yardımcı olunmalıdır. 4. kaz yetiştiriciliği dair kurslar verilmelidir. 5. kazlara has yem rasyonları geliştirilerek , yem sorunu çözülmelidir. 6. hastalıklara karşı etkin mücadele yapılmalıdır. bu sorunların giderilmesiyle yaygınlaştırılacak kaz yetiştiriciliği , başta iş ve irat sıkıntısı çeken çiftçinin gelirine katkıda bulunacağı söylenebilir. tavuk enfeksiyöz anemisi maternal antikor varlığının serolojik değerlendirilmesi
circoviridae familyasında yer aldığı kabul edilen chicken infectious anaemia virus (ciav) 1979 yılında yuasa okunuşu ark.tarafından izole edilmiştir. günümüz dünyası genelinde safi bir ciav virüsü predominant olarak rastlanmaktadır. dezenfektanlara oldukça dirençlidir ve broiler damızlık çiftliklerinde prevalansı iyi yüksektir. hastalığın oluşturduğu klinik belirti ve lezyonların , tavuklarda immunosupresyon ile seyreden hastalıkların hemen hepsinde gözlenenlerden safi olarak ayrılamaması , sahada hızlı kararları engellemektedir.
ciav civcivleri 3 yolla etkileyebilir: 1. enfekte damızlıklardan vertikal bulaşma 2. ılk 2 haftalık yaşta horizotal bulaşma 3. üç haftalık yaştan bilahare , (ibd gibi) immunosüpressif hastalıklarla ko-enfeksiyon. enfeksiyonda vertikal yayılım çok önem kazanırken , horizontal yayılım yavaş oluşmaktadır.
çalışmanın amacı türkiye broiler endüstrisini temsil eden bambaşka coğrafik bölgede , tavuk enfeksiyöz anemi virüsü maternal antikorlarının , bir haftalık yaştaki broilerlerde , ticari bir elisa testi ile değerlendirilmesi ile koruma düzeylerinin tartışılabilmesi amaçlanmıştır.
materyal ve metod 1-coğrafik bölgeler çalışma için , türkiye`deki broiler endüstrisini temsil eden 8 farklı bölge seçilmiştir. başta , bölgelerden alınacak örneklerin eşit sayıda olması planlamışken , pratikte , her bölgedeki damızlık kapasitesi ve bu damızlıkların yaş uygunlukları göz ardı edildiği ayrım edilmiştir. serum sayıları; bölgedeki damızlık firma sayısı , onların maya üniteleri miktarı ve bunların yaşları çeşitliliğine bakılırsa eşit olamayan miktarlarda sağlanmak yerinde kalınmıştır.
2-broiler sürüleri doğal yollarla , alan enfeksiyonuna maruz kalmış broiler damızlık sürülerinden alınan civcivlerin ciav`ye karşı oluşmuş maternal antikor varlığının koruyuculuk değerlendirilmesi özgü farklı damızlık sürülerinden rastgele seçim yapılmıştır. belirlenen 8 nispetsiz bölgenin bir haftalık yaşlı , 64 ayrı kümesinden gelişigüzel örneklemeler yapılmıştır. eşsiz broiler sürülerin , olası olduğunca , ayrımlı damızlık sürülerinden ve farklı çiftliklerden olması tercih edilmiştir. günün şartlarındaki mevcutlar dahilinde , genç olarak değerlendirilen 30-41 haftalık ile yaşlı olarak isimlendireceğimiz 42-63 haftalık yaşlardaki sürülerin civcivlerinden eşit olarak materyal sağlanmasına özen gösterilmiştir.
3-serum örnekleri tablo 1`de özetlendiği üzere; türkiye`de , maya varlığının yoğun olduğu 8 bölgenin 7 muhtıra civcivlerinden rastgele olarak , toplamda 980 örnek sağlanmıştır. değme bölgenin damızlık kapasitelerinin farklılıklarına paralel olarak farklı adetlerde örnekleme zorunda kalınmış ve fakat yaşlı ve körpe sürü civcivlerin eşit oranına sadık kalınmaya çalışılmıştır (% 50 genç ve % 50 yaşlı). klinik bakıda normal ve sağlam vaki broiler sürülerinden kestirmece 15`er dem örneği alınmış , 0.5 ml namına ayrılan serumlar , gerekli bilgilerle etiketlenip dondurularak stoklanmışlardır.
4-elisa testi biomune okunuşu medicavet firmalarınca sağlanan , idexx ticari kiti kullanılmıştır. testler; protekt laboratuvarında uzm.veteriner doktor güney gökçelik`in denetiminde uygulanıp yorumlanmıştır. doğal enfeksiyon sonucunu görmek gayeli olduğu okunuşu iki haftalıktan genç olan civcivlerin monitorize edileceği hasebiyle örneklerin 1/10 dilüsyonlu çalışılması öngörülmüştür.
bulgular tablo 2`de gözleneceği üzere , 30-41 haftalık damızlık sürülerin (genç kategori) benzer haftalık ticari civcivlerinde ortalama % 18 ve 42-63 haftalık sürülerin (yaşlı kategori) civcivlerinde ise % 15 oranında (negatif) korunmaz seviye saptanmıştır.
sonuç beklenen , maternal antikorların üç haftalık süreçte korur düzeyde olması gerekirken , araştırmamız göstermektedir ki; tamamında antikor varlığı saptanmasına karşın , genelde , ilk hafta böylece 100/100 korur seviyede bulunmamaktadır. averaj % 15 oranında negatiflik saptanmaktadır. bu tetkik , immun sistemi etkileyen cia virüsüne karşı , nüsha sürü içerisinde farklı oranlardaki duyarlılığı göstermektedir. araştırmamızda , damızlık yaşına paralellik gösteren titre kaybı belirlenememiştir. korunmada; damızlık sürülerin yumurtaya başlamasından önce kifayetli bağışıklığa (aktif yada pasif) sahip olduğundan güvenli olmalı , civcivlerinse kollayıcı düzeyde antikora taşıdıkları denetlenmelidir.
yrd. doç. dr. hüsrev demirulus yyü tarım f. zootekni böl.
| Etiketler:
hayvancılık, temizlik, haşere ilaçlamahayvancılık, balıkçılık, balık, küçükbaş efsanevi, kocabaş hayvan, veteriner, istihsal, yem, |
Kaynak: İNFOVET DERGİ
Toplam Ziyaretçi Sayısı : 90
|